www.gmev.org.tr

Ana Sayfa SİZDEN GELENLER

SİZDEN GELENLER

Bunları Biliyor muydunuz?

Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’ dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.

Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın İshigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.

Herhangi bir okyanusun en uzak olduğu nokta Çin’dir.

Amerika`da her saat 40 kişi kanserden hayatini kaybediyor.

Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer Çin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak.

ABD’de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır.

İngiltere’deki bütün kuğular kraliçenin malıdır.

Los Angeles’ın uzun şekli, “El Pueblo de Nuestra Senora la Reina de los
Angeles de Porciuncula” ve gerçeğinin %3.63′üne kadar kısalabiliyor:”LA”!

Aktif bir volkanik dağı olmayan tek kıta Avusturalya'dır.

Kış aylarında, Moskova ‘daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alanı kaplar.

Yeni Zelanda, dünyadaki her türlü iklimin yaşandığı tek ülkedir.

Suudi Arabistan’da hiç ırmak yoktur.

Herhangi bir okyanusun en uzak olduğu nokta Çin’dir.

En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır.

Indiana üniversitesindeki ana kütüphane her yıl bir inç daha çöküyor çünkü, mühendisler binayı kaplayacak bütün kitapların ağırlığını hesaplamamışlar.

Meksika’nın doğu kıyıları her yıl bir iki inç daha suya batıyor.

Amerika’da insanların işe yürüyerek en çok gittiği eyalet Alaska.

Eskimo dilinde kar yağışlarının farklarını tarif etmek için kullanılan yirmiden fazla sözcük vardır.

Monako’nun ulusal orkestrası ordusundan daha geniş bir kadroya sahiptir


Her iki taraf da kan bağışında bulunursa, Paraguay’da düello yapmak yasaldır.

Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır.

Dünyanın en büyük çanı 1733′te Kremlin’de yapılan Çar Kolokol Çanı. Ancak 216 ton ağırlığındaki bu çan, bugüne kadar hiç çalmadı. Nedeni de gerçek bir karamizah örneği olarak görülebilir. Çanın saklandığı yerde yangın çıkınca, akıllı bir arkadaş yangını suyla söndürmeye karar veriyor. İyice ısınmış olan çan, üzerine su dökülünce çatlıyor ve kullanılmaz hale geliyor.

İkinci Dünya Savaşı’nda ABD’liler, yarasaları bomba ikmali için kullanmayı denemişler.

Amerika’da yılda 12 milyar muz yeniyor Eski yerli Amerikalılar aslında hiç hindi yemezmiş, çünkü bu kadar yavaş bir hayvanı öldürmek tembellik göstergesiymiş.

Dünyanın en büyük şeker ihracatçısı Küba’dır.

Dünyanın en genç anne babası Çin’deydi.
 

ÜÇ AYLAR

          Üç aylar hepimize hayırlar getirsin.

          Peygamber Efendimiz üç aylarla ilgili bir hadisi şerifte

       ‘’Recep Rabbimizin merhamet ayı, Şaban Benim şefat ayım, Ramazan da ümmetimin rahmet ayıdır’’ buyurmuştur.

       Üç ayların faziletinden istifade etmek lazımdır. Rabbim cümlemizi üç ayların sevabına nail olup üç aylar rütbelerine erenlerden eylesin.

      Üç aylarda oruç tutacaksın Rabbim bize 3 aylar kapılarını açtı, diye sevabını istediğine vereceksin.

    Erenlerin hepsi üç aylarda erdiler. Bugünlerdeki ibadetler kat kat kabul ediliyor.

     Bu günlerde rahmet deryası taşıyor.3 aylar terfi aylarıdır. 3 aylar o kadar güzeldir ki melekler bile anlatamaz.

    Bugünler insanların suçunu kabahatlerini düşünüp de ağlayacağı günler.

    Üç aylarda her gün 1000 Kelime-i Tevhid çekmeli. ‘’Ya Rab,bizi Firdevs bahçesine al’’ diye dua etmelidir. Ayrıca üç aylar tesbihlerini çekmelidir. Günlük tesbihe başlamadan önce birkaç kere şu tesbihi çekmeli:

     Okunuşu: Allahümme bariklena fi-Racebe ve Şa’ban ve belliğna Ramadan va’htim lena bi’liman ve yessir lena bi’l-Kur’an.

     Meali: Allahım, Recep ve Şaban’ı bize bereketli eyle, bizi Ramazan’a ulaştır, bizi bu dünyadan iman ile gönder ve Kur’an’ı (okumayı, anlamayı, yaşamayı) bize kolaylaştır.

     Üç aylarda namazlardan sonra 1 tesbih estağfirullah çekmelidir.

 

Kur'an okumak insanı neden rahatlatır?

Çok sevdiğiniz ya da merak ettiğiniz biri mektup gönderse, okumaz mısınız? Hiç şüphesiz herkes heyecanla, merakla ve tekrar tekrar okur. Büyük İslam âlimi Hasan El Basrî, Kur'an'ın Allah'tan insana gelen bir risale (mektup) olduğunu söyler. Kur'an bir mektup ise, bizim de bunu gönderenin neyi anlatmak istediğini bilmemiz gerekir. Allah kelâmının 1400. yılı, Türkiye'de Kur'an Yılı olarak kutlanıyor.

Kur'an okumak insanı neden rahatlatır?

Din psikoloğu Prof. Dr. Ali Köse: Kur'an okumak mümin kişiyi psikolojik olarak rahatlatır. Yaratıcı'yla, metafizik alanla bağ kurduğu hissini verir. Bu bağ bilincimizde varlığın anlamlandırılmasını sağlar. Ruhsal iletişimi sözlü hale getirir.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: İbadet ve duanın insana verilen peşin bir ücreti vardır: Yalnız olmadığını hissetmek... İbadetin kişisel yararının yanında, sosyal alanda da faydaları var.

Prof. Dr. Mehmet Emin Ay: Kur'an müminler için ruha gıda, gönüllere şifa, kalplere ise huzur kaynağıdır. Aslında Kur'an okumak bir iman ve inanç meselesidir. Şunu da unutmamalı; Kur'an'ın bizim okumamıza ihtiyacı yok, biz onu okumaya muhtacız!

Anlamını bilmesek de neden Kur'an orijinalinden okunmalı?

 

Prof. Dr. Ali Köse: Kur'an'dan zevk almak için Arapçasının ne ifade ettiğini anlamak şart değil. Din dediğimiz şey esasen duygudur, histir. İnsanlar Kur'an dinlerken anlamını bilmedikleri halde neden hisleniyorlar, gözyaşı akıtıyorlar? Çünkü o metinle Allah'ın kendilerine hitap ettiğini hissediyorlar. Kur'an okumanın o bağı kurduğunu düşünüyorlar.

Ali Bulaç: Kur'an'dan azami faydayı sağlamak için usulüne uygun okumak gerekir. Kur'an okumak sünnet, dinlemesi farzdır. Okurken acele etmemeli, anlamını bilmiyorsak dahi, lafızların fonetiğine dikkat edip bize verdiği mesajı algılamaya çalışmalıyız. Çünkü Kur'an'ın fonetiğinde müjde verici ve uyarıcı/korkutucu ayetlerdeki ton ve vurgular farklıdır. Hiç okuma yazma bilmeyen bir çoban dahi bunu fark edebilir. Kur'an okumak bir ibadettir. Çünkü lafzı da kutsaldır. Bu yüzden namazda başka dilden ayet okunamaz. Her gün mutlaka az veya çok –asgari çeyrek cüz- Kur'an okumakta ve güvenilir bir meal veya tefsirden okuduğumuzun anlamı üzerinde tefekkür etmemizde fayda var.

Çocuklara Kur'an nasıl sevdirilebilir?

 

Prof. Dr. Ali Köse: Kur'an öğretimini eğlenceli ortamlarda yapmalıyız. Mesela çocuğun neşesiz, yorgun olduğu bir zamanda "Hadi biraz Kur'an oku!" dememeliyiz. Çocuk kendisine Kur'an'ı öğretecek kişi ile olumlu bir duygusal bağ kuramıyorsa iyi sonuç almak mümkün değildir. Çocukları zorlamamalıyız. Kur'an öğrenmeyi ödüllü hale getirmek de güzel bir şey. Çocuklarımız diğer alanlarda başarılı bir iş yaptığında nasıl ödüllendirmeyi düşünüyorsak Kur'an konusunda da aynı şekilde ödüllendirmeliyiz. Kur'an öğrenmeyi onların boynunun borcu olarak görmemeliyiz. Ödülün illaki maddi olması şart değildir. Çocuğun duygusal özelliklerine göre davranmak gerekir. Bazen bir "aferin" demek, onu kucaklayıp öpmek bile yeterli olabilir.

Ali Bulaç: Kur'an ayetlerinden hıfzetmek önemlidir. Ezber, düşünüldüğünün aksine zihni geliştirir. Bu yüzden çocuklarımıza mümkün oranda fazla ayet ezberletmeye bakmalıyız, bu, derslerinde ve algılarının derinlik kazanmasında onlara katkı sağlar.

'Yanlış okuyorum' endişesiyle Kur'an okumamak doğru mu?

 

Prof. Dr. Ali Köse'nin dikkat çektiği ve Kur'an üzerine çalışmalar yapan bütün alimlerin mutabık olduğu ise "Yanlış okurum" endişesi ile Kur'an'dan uzaklaşmak. Hatalı bir endişe olduğunu vurguluyor ve "Ama doğru okumak için de gayret şart." şeklinde uyarmayı da ihmal etmiyor. Köse, "Telaffuz konusunda herkes aynı mahareti gösteremez. Şöyle düşünelim. Biz Türkçe konuşuyoruz. Ama bunu birçok şive veya aksanla gerçekleştiriyoruz. Kur'an okumayı da böyle düşünelim. Herkes her kelimeyi standart bir şekilde seslendiremeyebilir. Bu nedenle isteyen herkes Kur'an okumalı, hata yaparım endişesine kapılmamalı."

En güzel okuyanlar

 

Suat Yıldırım, üç yüz kadar tanınmış kari'nin (okuyucu) hatimlerinin dinlenebileceği www.islamway.com sitesini öneriyor. Ali Köse, rahmetli İsmail Biçer'i dinliyormuş. Mehmet Emin Ay'ın tavsiye ettiği Kur'an okuyucuları; Mısırlı Hafız Muhammed Sıddık Minşavi ve Fatih Çollak.


"Kur'an okuyan, Rabb'i ile münacat ettiği bilincinde olmalıdır"

 

Tefsir hocası Prof. Dr. Suat Yıldırım Hoca, Kur'an okumanın adabını anlattı. Birçoğumuzun merak ettiği sorulara içtenlikle cevap verdi.

Kur'an-ı Kerim sesli mi yoksa içten mi okunmalı?

İçinden okuma yerine, Mushaf-ı Şerif'e bakarak tane tane hafifçe sesli okuma daha makbul ve daha sevaptır. Zira bu durumda hafızadan başka, göz ve kulak da işe dâhil olur, onlar da hisselerini alır.

Herkes çok iyi okuyamıyor, yanlış bir şekilde okunması mahzurlu olmaz mı?

Yanlış okurum diye Kur'an'dan uzak durmak kesinlikle yanlış! Hatta Efendimiz (sas), zorlanarak okuyanın daha fazla sevap kazanacağını bildirmiştir.

İnsanlar neden Kur'an okumalı?

Yüce Allah, kâinatın sonsuz genişliği içinde bir zerre hükmünde olan insanı muhatap alıyor, böylece ona pek yüksek bir mevki veriyor. Ona katından bir mesaj, bir mektup gönderiyor. Bu mektupta ona iltifatlar, teselliler, müjdeler, yerine göre karşılaşabileceği tehlikelere karşı uyarmalar, ibretli olaylar, okumaya doyamayacağı cazip ayrıntılar, tatlı sürprizler var. Yapacağı işler hakkında komutanından günlük emir alan bir asker gibi kul, Kur'an okuyarak Rabb'inin talimatını alır. Annesine, babasına hasret bir asker, onlardan gelen mektubu, arada bir tekrar okuyarak teselli bulduğu gibi kul da, şefkatli Rabb'inin iltifat, teselli ve uyarı dolu kitabını okumalıdır.

Bir kişi Kur'an'ı anlamadığı halde neden orijinal dilinde okumalı?

Çünkü Kur'an olma sıfatı, yalnız o metne mahsustur. Meal ve tercümelerine "Kur'an" denilmez. Herhangi bir şiirin bile tam tercümesi mümkün değildir. Aslındaki duygu, vurgu ve çağrışımları taşıyamaz. Dil ve edebiyattan anlayan herkes bunu kabul eder. Bu ilahi kelam, Müslümanların birliğinin direğidir.

Meal ne durumda okunmalı?

Meal, Kur'an'ın kelimesi kelimesine tercümesi olmayıp, çok kısa bir tefsiri durumundadır. İnsanlar meali düşünerek okuma suretiyle, kutsal kitabımızın mesajına toplu ve yaklaşık olarak ulaşabilirler. Meali böyle bir dikkatle okuma, Kur'an'a ve onu gönderen Allah'a karşı gerekli bir görevdir. Dolayısıyla meal okuyan, elbette büyük sevap kazanır. Çünkü Kur'an'ı gönderen Rabbimiz, onu okumayı emrettiği gibi, anlamlarını düşünmeyi de istemiştir. Bir ayet-i kerimede Allah: "Biz sana kutlu, feyizli bir kitap indirdik ki insanlar onun ayetlerini iyice düşünsünler ve akıl sahipleri olanlar ondan dersler ve ibretler çıkarsınlar." (Sad, 29) buyurmuştur. Fakat tilavet kastıyla namazda ve diğer ibadetlerde okunmaz, aslının yerini tutmaz.

Meal ile hatim olabilir mi?

Tilavet ve ibadet kastıyla Kur'an-ı Kerim'in Arapça aslını her gün okumalı. Ortalama bir miktar, her gün bir cüz (20 sayfa) belirlenmiştir. Böylece ayda bir hatim yapılır. Bunu yapamayanlar, imkânları ölçüsünde, her gün Kur'an'la irtibatı sürdürecek kadar okumalıdır. Meal-i Şerif'i de baştan sona dikkatle okuma matluptur (istenilen). Ama tilavet ve teberrük (kutsal-uğurlu sayma) için değil, anlama ve tefekkür için.

Okumanın adabı var mı?

Kur'an okumanın zahiri adabı; abdestli, ibadet niyetiyle, Mushaf-ı Şerif'e bakarak, mümkünse kıbleye dönerek, uygun ve nezih bir mekânda, zihninin derli toplu olduğu bir durumda, telaşsız, acele etmeksizin, harfleri tane tane çıkararak, hafif sesle okumalı. Peygamber Efendimiz (sas)'in işaret buyurduğu üzere, "Kur'an okuyan, Rabb'i ile münacat ettiğinin bilincinde olmalıdır.". O'nun, kendisini özel randevu ile huzuruna kabul buyurduğunu hep hatırında tutarak, böyle bir nasibin gerektirdiği saygı, ihtimam içinde, hep O'nun huzurunda bulunduğunu düşünerek okumalı. Bu İlahi kelamın tercümanı Peygamber Efendimiz'in de huzurda bulunduğunu tasavvur etmeli. Bir an için, bu buyruğun tek muhatabının kendisi olduğunu düşünerek bu talimatı, Sahibi'nin büyüklüğüne göre, O'ndan almalı.

Ölenler için neden Kur'an okunmalı/okunuyor?

Ölenler için en çok okunan Yasin Suresi'nin 70. ayeti, "Kur'an, yaşayan, diri insanları uyarmak için gönderildi." buyurur. Bunu esas aldıktan sonra, bu bilinçle Kur'an okumadan, hatim yapmadan sevap ve ecir hasıl olur. Okuyan kimse okumadan hasıl olan nuru, sevabı ölenlerin ruhlarına da ulaştırmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz edebilir. Onların da istifade edeceklerine dair hadis-i şerif vardır. Keza bazı ayetleri okuyarak, onların feyzi, bereketi hürmetine hastalıklara şifa istenebilir, bazı matlupları gerçekleştirmesi Cenab-ı Hak'tan istenebilir.

                                                                                                                                                                          ALINTI 

 

 

Enerjinizi Kullanmayı Öğrenin


Prof. Yıldız Batırbaygil

Beyin öyle bir güçtür ki..
Kafadan geçen her düşüncenin Allah katında bir talep olduğuna inanıyorum
. İyi şey ister, güzel şeyler düşünürseniz cevabı aynen öyle gelir. Ama hep korku ve kuşkuyla yaşarsanız aynen bunları da çağırırsınız. Trafik kazasından korkan insanlar hep kazaya uğrarlar. Eğer siz korkuyla yola çıkar ve hep bunu beyninizde kurgulayıp etrafa negatif enerji yayarsanız mutlaka şoföre kaza yaptırırsınız ama arabayı siz kullanıyorsanız ve böyle korkularınız varsa eğer sakın araba kullanmayın…
 
Çocuğuna aşırı korumalı ana ve babalarının çocuklarına hep bir
şeyler olur yani biri bir taş atsa bile gelir sizin çocuğunuzun kafasını bulur o zaman siz şunu düşünürsünüz –onu kollayıp korumasam hep başına olumsuz şeyler geliyor – Neden acaba ? Bu tıpkı (yumurtamı tavuktan çıkar, yoksa tavuk mu)'yu andırmıyor mu?

Öyle mutsuz bir toplum olduk ki birbirimize günaydın diyemiyoruz, bir araya geldiğimizde
hep olumsuz olaylar konuşuyoruz, biri bize nasılsın dese iyiyim demeye korkar olduk, işler nasıl deseler, derhal şikayet etmeye ve her şeyin kötü ve daha da kötüye gittiğini söylüyoruz, hastalıklarımızdan ve ölümlerden bahsediyoruz  ayni dostlarla da sohbetin güzelliği , keyfi kalmadı.Hep para olmadığından yakınıyoruz sanki bunu soran bizden para isteyecekmiş gibi. Aynen devam edin, neyi YOK diyorsanız, onu YOK etmeye devam edin, sürekli şikayet edip etrafa olumsuz ve zavallı görünerek her şeyin bereketini kaçırın, ayrıca da bu kadar mızırdanma sonunda dostlarınızı da kaçırdığınızı fark edeceksiniz.

Hep hastayım diyen insanlar mutlaka hasta olurlar beyin şartlanmaya görsün hangi
hastalıktan korkup çağırıyorsanız size onu getirir.

Sürekli param yok diyen insanlar paralarının bereketini öyle kaçırırlar ki bir gün gelir bir
de bakarlar gerçekten paraları bitmiş ama bu bitiş ani çıkan, hesapta olmayan mecburi harcamalarda olabilir, sağlığa harcanması gereken miktarlarda olabilir. 
 
Gelin bundan sonra Nasılsın diyenlere
ÇOK İYİYİM ÇOK ŞÜKÜR demekle işe başlayın……. Öyle bir toplum olduk ki karşımızdakini yargılamaktan sevmeye zaman bulamıyoruz.

Oysa her yaşta sevgiye ihtiyacımız var. Sevgi sunulmazsa sevgi değildir. Neyi severseniz sevin ama içinizde yoğun sevgi duyguları olsun. Birisine sevginizi söylediğinizde hareketlerle bunu pekiştirdiğinizde ona öyle güzel bir enerji yollarsınız ki, onun mutluluğunun enerji şeklinde size geri dönüşünden aldığınız pozitifi başka hiçbir şeyde bulamazsınız.
 
Yeni bebeği olmuş bir anne eğer sıkıntıları varsa veya olumsuz bir kişiliğe sahipse lütfen en olumlu olduğunda bebeğini kucağına alıp onu çıplak tenine değdirsin. Eğer bebeklerinizin huzurlu ve sağlıklı bir bebek olmasını istiyorsanız onu sakin kavgasız gürültüsüz ve pozitif bir
ortamda büyütmeye çalışın.
 
Kızgınken, sinirliyken kucağınıza almamaya çalışın ve ona sınırsız sevginizi gösterin. Öpün koklayın ve bilin ki bu günler çok çabuk geçecek ve bilin ki çok çabuk büyüyorlar. Bazı anne ve babalar çocuklarını çok sevdikleri halde bunu ifade edemez ve gösteremezler.  Neden ? Ne zaman göstereceksiniz? Tanrı'nın verdiği bu armağana sevgiyi en güzel şekilde
göstermemiz bir şükür ve teşekkür değil  mi ?
 
Beyin öyle bir güçtür ki , insan beyin gücünü kullanarak isterse kendini felç de edebilir, öldürebilir de, kanserini de yenebilir. Yeter ki beynini şartlandırabilsin. Beynimizde  
yaklaşık 13 milyar civarında sinir hücresi vardır. Her bir hücre yaklaşık  7.3 kilo voltluk enerji açığa çıkarır. Pratikte mümkün değil ama teorikte beyindeki tüm sinir hücrelerinin aynı anda enerjilerini saldığını varsayalım, yaklaşık 350 milyon kilo voltluk bir enerji açığa çıkar ki bu da büyük bir metropolün tüm elektrik ihtiyacını karşılayacak güce sahiptir. Size tıp kitaplarına girmiş bir olayı anlatmak istiyorum:
Et taşımaya yarayan soğutuculu bir tren, temizlenmek için bir istasyonda duruyor. İşçiler vagonları temizlemeye başlıyorlar, işçinin biri bir vagonu temizlerken diğer işçi o vagonu boş sanıp kapısını dışardan kilitliyor. Biraz sonra tren hareket ediyor, ve bir durak sonra et almak üzere bir istasyonda duruyor. Kapalı kalan işçinin vagon kapısı açıldığında işçinin donarak öldüğü görülüyor. Fakat bir bakıyorlar ki, vagonun ısısı normal ısıda yani dondurucuya geçirilmemiş. Ama kapalı kalan işçi bunu bilmediği, donarak öleceğini sandığı için beyin aynen donmanın şartlarını hazırlayarak, donmanın tüm belirtilerek göstererek vücudunu buna uyduruyor.
 
Yani beyninizi olumlu şeylere kanalize edin .Bazı insanlar vardır, hep konuşurken daha yaşasam 1-2 sene daha yaşarım diye konuşup sık sık bunu tekrar ederler ve kendilerine adeta bir ölüm zamanı belirlerler. Ben bu laftan çok korkarım , eğer bunu inanarak söylerlerse beyinlerini öyle bir şartlarlar ki , öyle bir kurgularlar ki gerçekten dedikleri zamanda ölürler. Bu yüzden kaç yaşında olursanız olun hep bir hedefiniz ve hayalleriniz olsun ki uzun yaşayabilesiniz. İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış. Ne doğru bir laf değil mi?
 
Dün bitti. Dünün tekrarı yok aynı rüyalar gibi.
 
Yarın, hiç bilmiyoruz, iyi şeylerde olabilir kötü de .
 
Ama şu anımı biliyorum,ayağım kırık bu yazıyı yazıyorum ama eşim yanımda çocuklarım sağ ve ben bu yüzden dünyanın en mutlu insanıyım ve yarınımı da bilmediğim için bu anımı en iyi, en keyifli ve en pozitif şekilde değerlendiririm.
 
Bilmediğim bir geleceği düşünerek de bu anımı zehir edemem.
 
Siz de böyle yapın ve hayatınızı birbirine karıştırmamak kaydıyla 3'e bölün.
 
Dün, bugün,yarın diye…
Biz ani stresleri çok severiz.
 
Çünki ani streste vücutta Adrenokortikotrop hormon (ACTH) artar ve hafıza, algılama, enerji süper olur.
Yani bu hormon strese karşı vücudun bir sigortasıdır. Ama siz bu stresi kısır döngüye çevirirseniz yani sürekli beyninizde kurarsanız, hep bunu düşünürseniz, gelen olumlu şeylerin hepsi geri gider.
Yani unutkanlıklar, enerji kayıpları, isteksizlikler, migren, mide-bağırsak şikayetleri, uykusuzluklar, beyin tümörler, tansiyon iniş-çıkışları, vücudun muhtelif yerlerinde uyuşmalar, mutsuzluk, hatta depresyon ,kalple ilgili şikayetler ve kansere zemin hazırlamış olursunuz.
Bunları kendinize niye reva göreceksiniz ki ?
 
Akıllı, kontrollü ve olumlu olmak yeterli.
Eğer büyük bir strese girdiyseniz kendinize hobiler bulun, yani kafanızı dağıtın.
Başka işlere kanalize olun ki stres yaratan faktörün etkisi azalsın veya sevdiğiniz, sizi mutlu eden şeylerle uğraşın.
Bunları da yapamıyorsanız dua edin, duaların insanlarda yarattıkları mistik etki onların pozitiflenmesini sağlar.
Ben evde sokakta bile hep iyilik diler ve hayır için dua ederim.  
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 - 5

GÖNENLİ HOCAEFENDİ RESİMLERİ VİDEO

NAMAZ VAKİTLERİ

GÜNÜN SÖZÜ

Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası, Dostunun yüz karası düşmanının maskarası.
Mehmed Akif -

Kimler Sitede

Şu anda 2 ziyaretçi çevrimiçi

Yardım Masası

Kurban Bağışı Blackberry Storm Kurban Bağışında Bulunmak için Tıklayınız
Huzurevi İnşaatı HTC Touch HD Silivri Akçil Kardeşler Huzur ve Bakımevi yapımına destek olmak için tıklayınız.
Nakdi-Ayni Yardım HTC Touch HD Nakdi veya ayni yardım yapmak için tıklayınız.

ÜYE GİRİŞİ


Banka Hesap Numaraları

Al Baraka Fatih Şubesi 597695-2 IBAN TR 51 0020 3000 0059 7695 0000 02
--------------------------------------
Vakıfbank Fatih Şubesi 2019008 TR 38 0001 5001 5800 7286 4211 05
--------------------------------------
Garanti Bankası Elmadağ Şubesi (234) 6298054 IBAN TR 43 0006 2000 2340 0006 2980 54

GMEV İLETİŞİM

 Gönenli Mehmet Efendi İlim ve Hizmet Vakfı

Adres : Akşemsettin Cad. Battal Gazi Sok.No:111/4 Hırka-i Şerif Fatih / İSTANBUL

Telefon : ( 212) 631 02 99

Eposta : info@gmev.org.tr